• TERMO ARI KOVANI (Kuluçkalık) - Pratik ÇerçeveliLANGSTROTH Tipi TERMO ARI KOVANI (Kuluçkalık) - Pratik Çerçeveli
  • TERMO BALLIK (Pratik Çerçeveli)LANGSTROTH Tipi TERMO BALLIK Pratik Çerçeveli
  • TERMO DAR BALLIK Pratik Dar ÇerçeveliLANGSTROTH Tipi TERMO DAR BALLIK Pratik Dar Çerçeveli
  • TERMO ARI KOVANI (Kuluçkalık) Ağaç ÇerçeveliLANGSTROTH Tipi TERMO ÜRETİM KOVANI (Kuluçkalık) Ağaç Çerçeveli
  • TERMO BALLIK Ağaç ÇerçeveliLANGSTROTH Tipi TERMO BALLIK Ağaç Çerçeveli
  • TERMO BALLIK ÇerçevesizLANGSTROTH Tipi TERMO BALLIK Çerçevesiz
  • TERMO DAR BALLIK ÇerçevesizLANGSTROTH Tipi TERMO DAR BALLIK Çerçevesiz
  • ERGONOMİK AHŞAP ARI KOVANI (Ballıklı) Pratik ÇerçeveliERGONOMİK AHŞAP ARI KOVANI (Ballıklı) Pratik Çerçeveli
  • ERGONOMİK AHŞAP ARI KOVANI (Kuluçkalık) Pratik ÇerçeveliERGONOMİK AHŞAP ARI KOVANI (Kuluçkalık)Pratik Çerçeveli
  • ERGONOMİK AHŞAP ARI KOVANI (Ballıklı) Ağaç ÇerçeveliERGONOMİK AHŞAP ARI KOVANI (Ballıklı) Ağaç Çerçeveli
  • Arıcılık Haberleri

    Arıcılık; bitkisel kaynakları, arıyı ve emeği bir arada kullanarak,  beslenme, sağlık koruma ve tedavi amacıyla kullanmaktan vazgeçemediği bal, arısütü, propolis, polen, arı zehiri, apilarnil ( erkek arı larvalarından elde edilen ekstrat), bal mumu gibi ürünler ile günümüzde arıcılığın önemli gelir unsurlarından olan ana arı, oğul, paket arı gibi canlı materyal üretme faaliyetidir.

    Hem bitkisel üretimdeki yeri (tozlaşma) hem de insan sağlığındaki önemi arıcılığı önemli bir uğraş haline getirmektedir. Ayrıca kırsal kalkınmadaki arıcılığın rolü ekonomik olarak çok önemli bir yere sahiptir. 2008 yılı verilerine göre arı varlığı ve bal üretimi bakımından dünyada 2. sırada bulunan ülkemiz bu kaynağı yeterince değerlendirememektedir.

    1990 yılından bugüne verimlilikte önemli bir değişim gözlenmezken arı yoğunluğu sürekli bir artış içerisindedir. Bundan özellikle yerel yönetimler ve diğer kaynaklarla arıcı türetilme çabaları çok etkilidir. Yerleşim alanları artarken orman ve çayır-mera alanlarının azalması, pestisit (böcek ilacı) kullanımının ve çevre kirliliğinin artması gibi olumsuz etkiler de Türkiye arıcılığında potansiyel düzeyin yakalanmasını önlemektedir.

    Arıcıların yanlış uygulamaları ve kötü niyetle kullanılan kimyasal maddeler bal içinde kalıntılar bırakmaktadır. Balmumuna naftalin katılması, mazottan ilaç yapılması, yanlış zaman ve miktarda ilaç kullanımı gibi uygulamalar hem insan sağlığını tehlikeye düşürmekte, hem de ihraç sorunları doğurmaktadır. Genel olarak tüm çiftçilerimizde olduğu gibi arıcılarımızda da fazla ilaç kullanma eğilimi vardır. Bu uygulama AB?nin 1999 yılında ülkemizden bal ürünleri ithalatını durdurmayı düşünmesi gibi negatif sonuçlara neden olmaktadır.

    Bu durum karşısında, dünya standardını yakalayabilmemiz ancak; arıcılıkla uğraşan vatandaşların teknik bilgiye sahip olmaları, bilinçli arıcılık yapmaları konusunda eğitim almaları, arıcılık faaliyetlerinin düzenlenmesi ve denetlenmesi, arı hastalıkları ve zararlılarının zamanında teşhisi ve gerekli tedavisinin yapılmasına azami dikkat göstermekle mümkün olacaktır.

    Ülkemizin yıllık ana arı ihtiyacı 1 ? 1,5 milyon iken yetiştirilen ana arı sayısı 150 bini geçmemektedir. Bu sebeple yurt dışından kaçak ana arı getirilip dağıtılmakta ve sonuçta bu ana arılar bölgesel uyum sorunları, hastalık bulaştırma gibi olumsuz etkiler meydana getirmektedir. Bu sorunun önüne geçebilmek için her 2 yılda bir ana arı değiştirilmesinin sağlanması, Bakanlıkça uygulanan ana arı desteklemesinde ana arı yetiştiricilerini de içine alacak şekilde uygulama şartlarının iyileştirilerek devam edilmesidir.

    Ayrıca ülkemizde mevcut bulunan yöre arılarının tespit edilerek bu arılardan üstün verimli, hastalıklara dayanıklı arıların elde edilmesi için ıslah çalışmalarına en kısa zamanda başlanmalıdır.

    Değişik kamu ve özel kuruluşlar tarafından kısa süreli kurslarla yeni arıcıların türetilmesi, bedelsiz kovan dağıtımı zaman ve para kaybına yol açmaktadır. Kısa süreli kurslarla yeni arıcıların türetilmesinden vazgeçilerek bu konudaki destek Arıcı Birliklerine kaydırılmalıdır. Bakanlığımızca düzenlenmekte olan arıcılık kursları bundan sonra TAB tarafından Üniversite ve özel sektörde bulunan konu uzmanı kişilerden yararlanılarak Bakanlık gözetiminde açılmalıdır.

    Arıcılıktaki gelişmeler aktarılmalı ve ihtisas kursları düzenlenmelidir.Arı yetiştiriciliğinin tek yönlü bal olarak yapılması polen, propolis, arı zehiri, arı sütü, bal mumu, apilarnil gibi diğer ürünlere yer verilmemesi sonucu yetiştiricilerimiz ve ülkemiz dolaylı olarak maddi zarara uğramaktadır.  Bal arıcılıkta tek ürün olarak ele alınmamalı, Tarım Bakanlığı önderliğinde Merkez Arı Yetiştiricileri Birliği üyelerinin katılımıyla ürün çeşitliliğiyle ilgili projeler ve eğitimler hazırlanarak hayata geçirilmelidir.

    Ülkemizde bal arısı hastalıkları ve zararlılarıyla ilgili belli konular dışında sınırlı ve yöresel çalışmalar vardır. Bu çalışmaların belli bir koordine ile yapılmaması hastalıklarla mücadelenin de istenilen düzeyde olmayışını da beraberinde getirmektedir. Hastalıklarla ilgili tip tayinlerinin olmaması ve arıcıların gelişi güzel, ruhsatsız ilaç kullanmaları ve ortaya çıkan kalıntı problemi hem arıcıları hem de insan sağlığını tehdit etmektedir.

    Arı hastalık ve zararlılarını teşhis edebilen laboratuarların tüm arıcılık bölgelerinde olmayışı ve olanların da uzman personel ve araç-gereç noksanlığının olması, arıcıların bilinçsiz, ruhsatsız ve zamansız ilaç kullanımı, zirai ilaç kullanımında sistemli uyarı sisteminin olmaması gibi nedenler, ülkemizin arı sağlığındaki önemli sorunlarıdır. Bu sorunların çözümü için arı hastalık ve zararlıları ile ilgili sahada görev yapabilen Veteriner Hekimler yetiştirilmeli, bölgesel hastalık ve ilaç analiz laboratuarları kurulmalı, arıcılar ilaç kullanımı ile ilgili eğitilmelidir.

    Ülkemiz arı yetiştiriciliğinde coğrafya, iklim ve flora bakımından oldukça zengin bir yapıya sahiptir. Bu avantajların daha da bilinçli kullanımı ile hem mükemmel bir gıda olan bal üretimi daha fazla gerçekleşmiş olacak hem de az masrafla yapılabilecek bir üretim kolu olduğundan istihdama ve ülke ekonomisine katkı sağlanacaktır.

    Ülkemiz zengin florası, uygun ekolojisi ve koloni varlığı açısından arıcılıkta büyük bir potansiyele sahiptir. Ancak bu üretim faaliyetinden tam olarak yararlanılamamaktadır. Bu avantajların daha da bilinçli kullanımı ile hem mükemmel bir gıda olan bal üretimi daha fazla gerçekleşmiş olacak hem de az masrafla yapılabilecek bir üretim kolu olduğundan istihdama ve ülke ekonomisine katkı sağlanacaktır.

    Emeği ve tüm yatırımı ile üretim sürecine katılan arıcıların yaşam standartlarının iyileştirilmesi devletin temel politikalarından biri olması gerekmektedir.

    KAYNAK